|
|
|
|
#1 (permalink) |
|
Yeni ÜYE
![]() Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 249
Thanks: 0
Thanked 32 Times in 26 Posts
![]() |
buruk yaşamlar
Çocukluğum da küçük köyüme komşu başka bir küçük köyde zeytin karası gözleri gamzeli yanakları
sürekli gülümseyen yüzüyle bir abla tanımıştım. Kekik kokulu köyünün kerpiçten evinin minik camları önünde yetiştirdiği sardunyaları na su verirken onlara bir abla şefkati ile yaklaşırdı çünkü o bir abla idi. Yüreğinin büyüklüğü ve sevecenliği ile bir sevdaya tutuldu. Aşkı da aynı köyden yağız bir delikanlı saygılı yüreği sevgi dolu terbiyeli bir köy efendisi. Bu güzellikteki yüreğe de böyle bir yürek gerekir di. Aşklarını bilmeyen duymayan kalmamıştı ve evlilik için ilk adımlarını atarak nişanlandılar Artık daha da mutlu idiler ablamızın gamzeli yanakları güldüğün de daha bir al delikanlının mahçup yüzü daha bir aydınlık. evlikik hazırlıkları yapılıyordu artık.taki korkunç o güne kadar....... köylerimize komşu olan başka bir köyde kötülük pusu kurmuş sinsice yaklaşıyordu bu güzel sevgiye Kötü ruhlu kötülüklerin etkisiyle bütün negatifliği üstünde taşıyan bir kaç kez hapse hapishaneye girmiş çıkmış adi bir suçlu o gün o köydeydi.Bütün anneler babalar çocuklarını hatta kendilerini bu kötülükten uzak tutmak istercesine daha bir dikkatli daha bir tedirgindiler Ve o gün zeytin karası gözlü güzel abla sardunyalarına su vermiş kümesteki tavuklarını ördeklerini culuklarını ( culuk bizim oralarda Hindiye denir ) yemlemiş küçük kız kardeşini yanına almış çıkınını vurmuş omzuna tarlaya gitmek için yola koyulmuştular.Nerden bileceklerdi? ahhh nerden kötülüğün çeşme başında onları beklediğini ...Temmuz sıcağında yolun uzun olması havanın sıcak olması onları o çeşmenin başında su içmek ,serinlemek, birazda dinlenmek için durdurmuştu.ve kötülüğün ayak sesleri ve birden kendisi çok geçmeden çeşmeye ulaştı sinsice değil aşikar gürültülü biçimde.Birden bağrışmalar kızkardeşini kolları arasına alıp kendini değil sadece onu koruma iç güdüsüyle kardeşine adeta kilitlenmesi anlık hızlı hareketler... kötülük iki kız kardeşi birbirinden ayırmak için çokta fazla uğraşmadı.Ablayı ayırdı kardeşten kardeşi savurdu bir tarafa abla çaresiz kendini unutmuş koş kardeşim koooş kurtar kendini diye avaz avaz çıklıklara boğulurken kardeşin içinde bulunduğu durum nasıl bırakacak ablayı o korkunç yaratık eline nasıl .Yerden aldığı toprakları savurdu minik avuçlarıyla kötülüğe ama nafile iki minik yüreğin ve kötülüğün arbedesi veee.... duyulan bir silah sesi........abla kanlar içinde yerde ama kendisine ruhuna sevgisine zarar gelmediği için yanakları vücüdundan akan kanlardan daha al yüzünde yaşamayadığı sevgisinin hüznü ama sevgisine zarar gelmediği için huzurlu oracığa yığılıverdi nefessiz.... olaydan 2-3 sene sonra ben o köyden ayrılmıştım istanbula gelmiştim ailemle o alayı zaman zaman hatırlar ve içim ürperirdi.büyük bir şehrin keşmekeşesin de yaşanan hayatlarla ve zamanında etkisi ile o lay hayal meyal kaldı beynimin bir köşesinde.Yıllar sonra bir gün olayı tapteze bütün canlılığı ile hatırlamama ve devamını öğrenmeme neden olacak bir tanıdıkla karşılaştım.amacım çocukluğuma dönmek çocukluğumu yaşamaktı sordum da sordum küçük köyümü komşu köyleri.konu döndü dolaştı benim hayal meyal hatırladığım büyük olaya geldi.o gün silah sesine tarlalarına gitmekte olan diğer köylüler koşup gelşmişler Zeytin karası gözlü gamzeli al yanaklı gelin adayı nefessiz yerde kız kardeşi şoka girmiş aglamakta kötülük yaptığından pişman değil orayı yavaş yavaş terketmekte köylüler üzgünn köylüler ürkek köylüler ağıttalar zeytin karası gözlüye olaylar birbirini izlemiş kötülük kaçmış o an jandarma gelmiş savcı adli tıbbi olaylar uygulamalardan sonra büyük bir kalabalığın omuzlarında toprakla buluşmuş zeytin karası gözlünün nefessiz bedeni.sonrasında kötülük yakalanmış layık olduğu yere gönderilmiş. Yağız delikanlı büyük sevgisinin vakurluğu içerisinde kendini yerden yere atmamış içindeki yangınlar yandıkça yanmış ruhu uçurum kenaraların da dolaşmış yıllarca. En can alıcı nokta bizim kızkardeş büyümüş ve enişte diyeceği kişi ile evlenmiş.minik bir evleri iki kızları camlarının önünde sardunyalar kızlarından birine teyzelerinin ismini vermişler .ablasının sevgisi ve yağız delikanlıya olan aşkı kardeşine sirayet etmiş mutlu mesut yaşıyorlarmış.Delikanlı evinin önündeki yetiştirdiği salkım söğüt ağacına sırtını dayar bir sigara yakar ve uzun uzun hüzün dolu bakışlarla uzaklara dalıp gidermiş. Çocuklar annelerine bunun nedenini sorduğunda babanız çok yorgun olduğu zamanlarda böyle dinleniyor dermiş belli bir zaman geçtikten sonra kızları babalarının yanına gidip iki elinden tutup içeri gelirlermiş birlikte yaz kış bu böyle devam ediyormuş .Boğazıma bir yumru tıkandı bunları dinlerken yutkunmak istedim yutkunamadım ve otanıdıktan ayrıldıktan sonra yazmak istedim bunları.yazarken de çok zorlandım büyük bir sesszizlik aldı götürdü beni ta küçük köyümün topraklarına özlem duydum bu hikayedeki 3 büyük sevgiye ve 3 büyük yüreğe... Ahmet ACAR |
|
|
|
| Sponsor Bağlantı |